(BURSA) – Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in gözaltına alınması üzerine düzenlenen protestoda yaptığı konuşmada, “Gözaltının hemen ardından düzmece belgelerle ortaya atılan iddialar tamamen bir planın ürünüdür. Bu hukuk değildir. Bu açıkça linç düzenidir. Bu yargı sürecinin değil, algı sürecinin yürütüldüğünü gösteriyor hepimize. Bu adalet değil, siyasi hesaplaşmadır. Önce sosyal medyada bir suç yaratılıyor. Ardından yargı bu kurgu üzerine inşa edilerek bir şeylere inandırılmaya çalışıyor toplum. Bunlar sadece Mustafa Başkanımıza yönelik değil, Bursamız’ın iradesine yönelik bir saldırıdır” dedi.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in gözaltına alınması nedeniyle Belediye önünde destek eylemi düzenlendi. Eyleme, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, TÜM-TİS Bursa Şube Başkanı Özdemir Aslan, Sol Parti Bursa İl Sözcüsü Murat Kaya ve Tüm Emekliler Derneği Bursa Şube Başkanı Gülçin Ayyılmaz katıldı.
Eylemde konuşan Saldız, CHP’li belediyelere yönelik operasyonların kurgulanmış algı ve yargı operasyonu olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
“Dayanışmanın, adalet arayışının ve ortak vicdanın sesi olmak için bu akşam bir aradayız. Başkanımızı bu zor günde yalnız bırakmadığınız için tekrardan sizi yürekten kutluyorum. Sevgili Bursalılar, yaşadığımız bu süreç sıradan bir gözaltı değil. Daha başkanımızın ifadesi bile alınmadan birileri çoktan hüküm vermiş. Sosyal medyada, yandaş medyada sanki mahkeme kurulmuş, karar çıkmış gibi başkanımız peşinen hüküm giydirilmiş, mahkum edilmiş, gözaltına alınan Mustafa Bey yalnız değildir.
“Bu adalet değil, siyasi hesaplaşmadır”
Gözaltının hemen ardından düzmece belgelerle ortaya atılan iddialar tamamen bir planın ürünüdür. Bu hukuk değildir. Bu açıkça linç düzenidir. Bu yargı sürecinin değil, algı sürecinin yürütüldüğünü gösteriyor hepimize. Bu adalet değil, siyasi hesaplaşmadır. Önce sosyal medyada bir suç yaratılıyor. Ardından yargı bu kurgu üzerine inşa edilerek bir şeylere inandırılmaya çalışıyor toplum. Bunlar sadece Mustafa Başkanımıza yönelik değil, Bursamız’ın iradesine yönelik bir saldırıdır. 47 yıl sonra hemşirelerimizin desteğiyle güçlü bir şekilde yönettiğimiz belediyemizi ele geçirme oyunudur bu.
“Bu mesele artık bir kişinin meselesi değil tüm toplumun meselesidir”
Bugün tüm burada sessiz kalanlar yarın daha büyük haksızlıklara mahkum olur. Bugün buna itiraz etmeyenler yarın kendi kapısına dayanacak olan zihniyete engel olamaz. Çünkü bu mesele artık bir kişinin meselesi değil tüm toplumun meselesidir. Vatandaşından yöneticisine herkesin üzerinde kurulan bir baskı düzenidir. Yıllar öncesinin iftiraları ısıtılarak bugünlere taşınıyor. Gerçekler değil, senaryolar konuşuluyor. Ancak hesap edemedikleri bir şey var: Bizi susturduklarını sandıkça sesimiz daha gür çıkıyor.”
“Bu ülkede sandık mı kazanacak yoksa baskı ve zulüm mü kazanacak”
Yeşiltaş, “Buradan şunu söylemek isterim: Bu ülkede sandık mı kazanacak yoksa baskı ve zulüm mü kazanacak? Tam da bu noktadayız. Şimdi buradan kendi irademize sahip çıkacak ve o mücadele ruhunu ortaya koyacak güçlü bir iradeyle buradayız. Bugün büyükşehir belediye başkanımız Mustafa Bozbey’in gözaltına alışının ikinci günü ama bu bir iki günlük mesele değil, bu iki yıldan beri organize edilmeye çalışan, daha önce planlanmış bir siyasi operasyonun eseridir. Geldiğimiz günden beri ‘ya bize katıl ya hapise atıl’ anlayışının bugüne gelişteki bu noktada onurlu bir duruş gösteren, ‘ben Cumhuriyet Halk Partiliyim, bir yere gitmem’ diyen Mustafa Bozbey bugün içeri atıldı. Meselenin özeti budur” diye konuştu.
Aslan, CHP’li belediyelere düzenlenen operasyonların ahlaki ve vicdani olmadığını vurgulayarak şunları kaydetti:
“Bugün bu saatte yatağına aç giren binlerce insan var. Bugün bu saatte iş cinayetlerine kurban giden onlarca insan var. Bugün bu saatte haksız, hukuksuz bir şekilde zindanlara atılan, orada yatan gazeteciler, sanatçılar, milletvekilleri var. Ama ne yazık ki bütün bunlar örtülsün, halk bunları görmesin, bu açlık ve yoksulluk konuşulmasın diye seçilmiş belediye başkanlarına karşı operasyonlar düzenleniyor. Burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti anayasal hukuk devletidir. Bizim anayasamız ve yasalarımız her şeyi belirlemiştir. Birisi suç işlediyse o suçun nasıl cezalandırılacağı da açıktır. Ama birisi suç işlerken gücü elinde bulundurduğundan dolayı kendi suçunu örtbas etmesi için başkalarına suç atarak o suçu saklamaya çalışıyor.
“Her sene 2 bin kişi iş cinayetlerine kurban gidiyor. Suç mu arıyorsunuz? Alın size suç”
Biz biliyoruz ki bu ülkenin yoksulları, bu ülkenin işçileri, bu ülkenin işsizleri, bu ülkenin emeklileri bu oyunu günü geldiğinde bozacak. İktidar son 10 yıldır emekçi üzerinde olmadığı kadar oyun oynuyor. Emekliler açlık sınırının altında. Çalışan işçilerin yüzde 80’i açlık sınırının altında. Toplam nüfusun yüzde 10’u kayıt dışı ne yediği, ne içtiği belli değil. Her sene 2 bin kişi iş cinayetlerine kurban gidiyor. Suç mu arıyorsunuz? Alın size suç.”




