1. Haberler
  2. Gündem
  3. Tuncer Bakırhan’dan “süreç” açıklaması: “Tek taraflı adımlar yeterince atıldı, artık iktidarın da bu konuda somut adım atması gerekiyor”

Tuncer Bakırhan’dan “süreç” açıklaması: “Tek taraflı adımlar yeterince atıldı, artık iktidarın da bu konuda somut adım atması gerekiyor”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Diyarbakır'da Kürt siyasi partileri ve kurumlarının katılımıyla düzenlenen toplantıda, "sürecin" yavaşladığını ifade ederek, "Tek taraflı adımlar yeterince atıldı, artık iktidarın da bu konuda somut adım atması gerekiyor" dedi. Bakırhan, Kürt meselesinin çözümünde ikinci aşamanın demokratik hak ve özgürlükler, ana dilin özgürlüğü ve yerel yönetimlere ilişkin taleplerin ele alınması olduğunu ifade etti.

Tuncer Bakırhan’dan “süreç” açıklaması: “Tek taraflı adımlar yeterince atıldı, artık iktidarın da bu konuda somut adım atması gerekiyor”
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(DİYARBAKIR) – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Diyarbakır’da Kürt siyasi partileri ve kurumlarının katılımıyla düzenlenen toplantıda, “sürecin” yavaşladığını ifade ederek, “Tek taraflı adımlar yeterince atıldı, artık iktidarın da bu konuda somut adım atması gerekiyor” dedi. Bakırhan, Kürt meselesinin çözümünde ikinci aşamanın demokratik hak ve özgürlükler, ana dilin özgürlüğü ve yerel yönetimlere ilişkin taleplerin ele alınması olduğunu ifade etti.

Bakırhan, Diyarbakır’da Kürt partileri ve kurumlarıyla yapılan toplantıya katıldı. Bakırhan, burada yaptığı konuşmada, Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler karşısında ortak bir siyasi yaklaşım geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Kürt siyasi partilerinin farklı ideolojik ve siyasi perspektiflere sahip olabileceğini kaydeden Bakırhan, ortak talepler etrafında bir araya gelmenin önemine dikkati çekti.

“ORTAK BİR AKLA, ORTAK BİR SÖZE İHTİYAÇ VAR”

Orta Doğu’da yeni dengelerin oluştuğunu belirten Bakırhan, “Orta Doğu’nun yeniden inşa edildiği, yeniden denklemlerin ve dengelerin oluştuğu ve bu inşa sürecinde de Kürdistan’ın merkezinde olduğu bir süreci hep birlikte yaşıyoruz. Çünkü orada henüz taşlar yerine oturmadı, henüz İran’la ilgili mesele çözülmedi. Rojava’da bir anlaşma var ama henüz net bir zemine oturmadı. Dil gibi bizim önemseyip hep birlikte mücadelesini yürüttüğümüz, uğruna bedeller ödediğimiz mesele henüz tam netleşmedi; bir kısıtla tarif ediliyor” dedi.

Bakırhan, Türkiye’deki Kürt siyasi partileri ile kurumlarının bu süreçte kendi görüşlerini ortaya koyması gerektiğini dile getirerek şöyle devam etti:

“Rojava’nın, Bakur’un, Başur’un konuşulduğu bir süreçte Türkiye’deki Kürt siyasi partileri ve Kürt kurumlarının kendilerinin konuşulduğu bir süreci konuşmamaları, bu konuda eleştirilerini, önerilerini dile getirmedikleri bir süreçte halkımıza, tabanımıza büyük haksızlık yapmış oluruz. Bizim konuştuğumuz, Orta Doğu’da bizim merkezimizde olduğumuz bu süreçte ortak bir akla, ortak bir söze, ortak bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu belirtmek istiyorum. Tabii bütün bunları söylerken her birimizin ayrı bir politik, ideolojik perspektiften baktığını da bilerek söylüyorum. Ayrı ideolojik ve siyasi perspektiflere sahip olmamıza rağmen Orta Doğu yeniden yapılanırken bir arada olmamak, ortak bir pratik ve üretim ortaya koymamanın bence özeleştirisi yok. Bu konuda biz Kürt siyasi partilerinin ve kurumlarının verebilecekleri bir özeleştiri yoktur.”

“KÜRT MESELESİ İLK DEFA HUKUKİ VE SİYASİ BİR ZEMİNDE TARTIŞILIYOR”

Kürt meselesinin ilk defa Meclis zemininde hukuki bir çerçevede tartışıldığını belirten Bakırhan, yürütülen süreci önemsediklerini söyledi. Sürecin yeterliliği ve samimiyetine ilişkin tartışmaların birlikte yürütülmesi gerektiğini ifade eden Bakırhan, “Yüzyıllık bir mesele ilk defa Meclis zemininde, hukuki bir zeminde tartışılıyor. Biz önemsiyoruz. Yeterli mi değil mi, samimi mi değil mi, o tartışmaları birlikte yürüteceğiz ama ilk defa Kürt meselesi hukuki ve siyasi bir zeminde tartışılıyor. İçeriğinden bağımsız, bu biçimde tartışmayı biz önemli görüyoruz. Böylesi Meclis’te bizim de tartıştığımız bir süreçte dağınık olmamamız gerekiyor” dedi.

Sürecin yalnızca bir parti ile devlet ve iktidar ve devlet arasında yürütülen bir süreç olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Bakırhan, Kürt siyasi partileri ve kurumlarının eleştiri ve önerilerle ortaklaşması gerektiğini söyledi.

Sürecin başarısız olması durumunda bunun Kürt siyasetine ve topluma ne kazandıracağının da tartışılması gerektiğini belirten Bakırhan, “Bu sürecin başarılı olması bize ne kazandıracak sorusunu bence basın bölümünden sonra birlikte tartışalım. Biz başarısız olursak büyüyecek miyiz, güçlenecek miyiz, halkımızın umudu daha mı artacak? Bu meseleleri konuşmakta büyük bir yarar var” diye konuştu.

“İKİNCİ AŞAMADA KÜRT’ÜN TEMEL HAKLARINI KONUŞACAĞIZ”

Sürecin ilk aşamasının sonuna yaklaşıldığını belirten Bakırhan, bundan sonraki dönemde Meclis’te yeni yasal düzenlemelerin ve Kürtlerin demokratik hak ve özgürlüklerinin ele alınması gerektiğini ifade etti. Bakırhan, “İlk aşamayı geçtik, onun sonuna doğru geldik. İlk aşama PKK’nın sorunlarının ortadan kaldırılmasıydı. Neredeyse o iş bitme noktasına geldi. Şimdi Meclis’te müzakere zamanıdır, Meclis’in yeni yasalar çıkarma zamanıdır, Kürt’ün demokratik hak ve özgürlüklerini konuşma zamanıdır” dedi.

İkinci aşamayı Kürtlerin temel hakları, ana dilin özgürlüğü ve yerel yönetimlerle ilgili taleplerin ele alınacağı bir zemin olarak tanımlayan Bakırhan, Kürt siyasi partileri ve kurumlarının bu süreçte sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi. Bakırhan, “Meclis’te ikinci aşamada dilimizi, yerel demokrasiyi, bu tekçi, ırkçı, yok sayan yasaların değiştirilmesi konusunu konuşacaksak hepimizin bu konuda bir katkısı olmalıdır. Hepimiz bu konuda bir sorumluluk üstlenmeliyiz” dedi.

Sürecin yalnızca bir partiyle iktidar arasında yürütülüyormuş gibi değerlendirilerek dışarıdan izlenmemesi gerektiğini belirten Bakırhan, şöyle devam etti:

“Eğer bir onur mücadelesi yürütüyorsak bu onurdan, bugüne kadar bedel ödemiş, emek vermiş bütün Kürt partileri de hakkını almalıdır. Hepimizin bu süreçte onur hakkımızı almamız ve bu konularda katkılarımızı koymamız gerekiyor. Ortak, müşterek taleplerde buluşabiliriz. İkinci aşamada ‘Sadece DEM Parti’nin değil, bütün Kürtlerin talepleri bunlardır’ diyebiliriz. Bütün Kürt oluşumlarımız, yeterli ya da yetersiz, ‘Bu böyle olmalıdır’ diyebilmelidir. Yüz yıl sonra ilk defa böyle bir süreç yakaladık, bunu önemsememiz gerekiyor.”

“SÜREÇTE BİR YAVAŞLAMA VAR, İKTİDAR SOMUT ADIM ATMALI”

Mevcut durumda bir yavaşlama yaşandığını, iktidarın somut adımlar atması gerektiğini söyleyen Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sürecin temposunda bir düşme var. Bunu burada açık yüreklilikle söylemek gerekiyor. Bir yavaşlama var. Bu yavaşlama nasıl giderilir? Çok net, gittiğimiz yerlerde ‘Devlet somut adımlar atmalı. Tek taraflı adımlar yeterince atıldı, artık iktidarın da bu konuda somut adım atması gerekiyor’ diyorlar. Ne olabilir bu somut adımlar? Başta Sayın Öcalan’ın yaşam, iletişim ve çalışma koşulları… Kürt partilerimizin ve oluşumlarının temsilcileri gidip Sayın Öcalan ile tartışabilmeli, eleştiri ve önerilerini sunabilmeli. Buun önündeki engeller kaldırılmalı. Yine basın gidebilmeli. Yine bir kurul oluşturulacaktı, Meclis’te çıkan yasayla da kayıt altına alındı. Barış ve Siyasallaşma Kurulu, Sayın Öcalan’ın başında olduğu bu kurulun aktif çalışması gerekiyor. Yine AİHM kararları, AYM kararları uygulanabilir, kayyım rejimine son verilebilir. Basın üzerindeki baskılar ortadan kaldırılabilir. Özellikle Kürt basın yayın organları üzerindeki karartma, engelleme, cezalar sonlandırılabilir. Bunun gibi birçok adımı iktidar atabilir. Bunun için teyit ve tespit raporuna gerek yok. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ niye bırakılmıyor sorusunu hep birlikte sormamız gerekiyor. ‘Onları teyit ve tespit raporu için bırakmıyoruz’, kimse böyle diyemez. Bir AİHM kararı var. AİHM kararının tespit raporuyla alakası yok.”

Kayyım atanan belediyelerde seçilmiş yöneticilerin görevlerine dönmesi için de ayrıca bir teyit ve tespit raporuna gerek olmadığını söyleyen Bakırhan, Kürt siyasi partileri ve kurumlarının iktidara atılması gereken adımlar konusunda daha yüksek sesle soru yöneltmesi gerektiğini de dile getirdi.

“BİR FOTOĞRAF YETMEZ, BUNUN SİYASETİNİ VE PRATİĞİNİ DE BİRLİKTE OLUŞTURMALIYIZ”

Daha önce katıldıkları bir konferansın önemine de değinen Bakırhan, etkinlikte Orta Doğu’nun farklı aktörlerinin bir araya geldiğini belirtti. Konferansta Türkiye’de yürütülen sürecin, Rojava’daki gelişmelerin ve Irak Federal Kürdistan Bölgesi’ndeki iki partinin “ordularını” birleştirmelerine ilişkin fotoğrafın öne çıktığını anlattı.

Bakırhan, söz konusu fotoğrafın halkta olumlu karşılık bulduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

“Bir fotoğraf çektik ama emin olun halkımız çok mutlu oldu, çok memnun oldu; yüreklerine su serpildi. Kürt’ün her yerde böylesine ortak fotoğraf vermeleri gerektiği konusunda emin olun binlerce mesaj aldık, binlerce yorum aldık. Halkımızın mutlu olduğu bu tür resimleri, bu tür buluşmaları, bu tür girişimleri çoğaltmak gibi bizim aynı zamanda bir sorumluluğumuz da var. Yan yana olmalıyız. Bir fotoğraf yetmez, daha fazla yan yana olmamız gerekiyor. Bir fotoğraf yetmez, bunun diplomasisini, siyasetini ve pratiğini de beraber sahada oluşturmamız gerekiyor. Ben bunu yapabileceğimize inanıyorum.”

“BİRLİĞİMİZ ON GÖZLÜ KÖPRÜ GİBİ OLMALI”

Diyarbakır’daki On Gözlü Köprü’yü örnek gösteren Bakırhan, Kürt siyasi partileri ve kurumlarının farklı görüşlere sahip olsalar da ortak talepler doğrultusunda birlikte hareket etmeleri gerektiğini söyledi.

Bakırhan, Mervani Kürtleri tarafından 900 yıl önce inşa edildiğini belirttiği köprünün farklı yönlere bakan gözlerine rağmen ortak bir yapıyı temsil ettiğini ifade ederek şunları kaydetti:

“On Gözlü Köprümüz seller gördü, felaketler gördü, işgaller, yıkımlar gördü ama ayaktadır. On gözü var ama yüreği ortaktır; üzerinden geçen yükü birlikte kaldırıyor, birlikte dayanıyor, direniyor. On gözün tek bir gözünün ayağını oradan çektiğiniz zaman emin olun çok kolaylıkla yıkılabilir. Bu On Gözlü Köprü, aslında biraz bizim Kürt siyasi partilerine, oluşumlarına benziyor. Birliğimiz On Gözlü Köprü gibi olmalı. Hepimiz yine farklı yerlere bakabiliriz ama üzerimizdeki yükü birlikte sırtlamalıyız, birlikte kaldırmalıyız. O örneğe uygun davranmalıyız. Gözlerimiz ayrı, evet; buna saygı duyuyorum ve öyle de olsun. Ama emin olun yükümüz ortaktır, taleplerimiz ortaktır, derdimiz ortaktır, mücadelesini yürüttüğümüz talepler ortaktır. Ayrı yollardan geldik, buna saygı duyuyoruz ve öyle de olmalı ama aynı yöne gidebiliriz.”

Tuncer Bakırhan’dan “süreç” açıklaması: “Tek taraflı adımlar yeterince atıldı, artık iktidarın da bu konuda somut adım atması gerekiyor”
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.